Ne İzledim? Film Yorumu: Sevmek Zamanı

     Herkese merhaba! Bugün iki sene önce izlediğim ve çok beğendiğim bir filmden bahsedeceğim. Sevmek Zamanı 1965 yapımı siyah-beyaz bir film olup bir Metin Erksan yapıtıdır.

Görsel kaynağı için buraya tıklayınız!

     Başrolde Müşfik Kenter Halil karakterine hayat vermektedir. Halil boya-badana işiyle uğraşmaktadır. Bir gün iş için bulunduğu köşkte, bir kadın portresi görür ve bu portreye aşık olur. İş bittiği halde bu kadın fotoğrafını seyretmek için defalarca eve girer. Hesapta olmayan şey ise portrenin sahibinin eve gelmesi ve bir yabancının onun fotoğrafını seyre daldığını keşfetmesidir.

Görsel kaynağı için buraya tıklayınız!

     Filmi izleyeli belli bir vakit geçtiğinden pek çok detay aklımdan silinse de ilk film yorumumun Sevmek Zamanı hakkında olmasını istedim çünkü bu film insanda bir iz bırakıyor. Kullanılan müzikler verilmesi gereken duyguyu vermekte başarılı, replikler derinlikli ifadeler barındırıyor ve karakterleri sizi filme bağlıyor. Zamanla Halil'in aşkına karşılık veren Meral (Filmde Sema Özcan canlandırmaktadır.) aslında var olmayan bir aşka karşılık vermektedir çünkü Halil onu değil, onun resmini sevmektedir.

Görsel kaynağı için buraya tıklayınız!

     Resme aşık olma durumundan mıdır bilmiyorum bu filmi hep Kürk Mantolu Madonna ile bağdaştırıyorum. İkisinin de bana dokunmuş ve naif diyebileceğim eserler olmasının da etkisi vardır belki. Filmin konusu hemen her yerde "surete aşık olma" şeklinde geçiyor, bu size işlenen duygunun yüzeysel olduğunu düşündürtmesin. Halil'in aşkı basit bir fiziksel beğeniden ibaret değildi. Resimdeki "insanca bakış"a aşık olmuştu o. Yoksa resmini sevdiği kadın gerçekte çok daha güzeldi. Bu durum ise onun için hiçbir anlam ifade etmiyordu.

Meral: "Ben de sana bakmak istiyorum."

Halil: "Hayır. Benimle resminin arasına girme, istemiyorum seni. Ben senin yalnız resmine aşığım... Resminle aramda ne kadar uzun zaman geçti. İlk karşılaşmamızı dün gibi hatırlarım. Birden bana iyilikle, sevgiyle bakan bir yüz gördüm. Elbiselerim eskiydi, kirliydim, sakallarım uzamıştı. İnanamadım. O insanca bakışı bir daha göremem diye bir daha resme bakmaktan korkuyordum. İkinci kere zorlukla baktım resmine. Gene iyilik gene sevgi vardı gözlerinde..."



     Filmin olay akışı aşırı bir heyecan barındırmamakla birlikte sürükleyiciydi. Finali ise hiç beklemediğim bir şekilde bağlanıyordu. Beni üzen bir sonu olduğunu söyleyebilirim. Bir Yeşilçam klasiği olan bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum.
Görsel kaynağı için buraya tıklayınız!

***

     Şuraya yazıyla alakalı küçük bir not bırakayım: Yaptığım yorum çok incelikli değil ya da analiz barındırmıyor maalesef. Bunda filmi izleyeli iki sene geçmiş olmasının etkisi var, evet, bir de sanırım filmlere kitaplara olduğum kadar hakim değilim. Bu amatörlüğümün üstesinden gelmemin tek yolu da film izlemeye ve yorumlamaya devam etmek olacak diye düşünüyorum. Zamanla içerik açısından daha zengin yorumlar yazabilmeyi umuyorum.
     Siz bu filmi izlediniz mi, izlediyseniz gözden kaçırdığım herhangi bir yönünden bahsedebilirsiniz. İzlemediyseniz bu yazı sizde izleme isteği uyandırdı mı? Yorum bırakırsanız çok sevinirim.💜


     Görüşmek üzere!💫

Yorumlar

  1. Filmi izlemedim. Bu yazı bende filmi izleme ve bu yazıyı yazan pamuk ellerinizi öpme isteği uyandırdı. Daha zengin bir yazı olamazdı, muhteşem. Hep yazarsınız umarim. 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim güzel sözlerin için sevdiğim, bir gün birlikte izleyelim.❤

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ne Okudum? Kitap Yorumu: Doppler - Erlend Loe

Bir Nefeslik Öyküler: Bayat Ölüm

Merhaba!