Ne Okudum? Kitap Yorumu: Doppler - Erlend Loe
Herkese merhaba! Bugün bloguma ilk kitap yorumumu giriyorum. Açıkçası hangi kitap hakkında yazacağımı çok düşündüm. Karar verirken hem yakın zamanda okuduğum hem de beni etkileyen bir eser seçmeye dikkat ettim.
Düşüncelerini ve yaptıklarını bazen onaylamasam da Deppler bir karakter olarak hepimizin o çok yorulduğu gündelik şeylerden kaçma isteğimizi yansıtıyor. Belki de bir okuyucu olarak yaptığı şeyin mükemmelliğinden ve imkansızlığından dolayı onu kıskanıyorumdur.
Kitaptaki yan karakterlerden bahsedeyim biraz da. Çok kalabalık olmamakla birlikte çeşitli bir yan kadrosu var romanın. Hırsızlıkla geçinen ancak işinde prensipleri olan Demir Roger; eşinin vefatından sonra günlerini, hiç tanımadığı babasının ölüm anını maketlendirmekle geçiren Düsseldorf; Doppler'i orman sahibine bildirmekle tehdit ettikten sonra kendisi de ormana yerleşen "sağcı adam", Doppler'in Yüzüklerin Efendisi serisini saplantı haline getirmiş kızı; çizgi film saatinden kopamasa da onunla yaşamak isteyen küçük oğlu ve sırf cinsel ihtiyaçları için ziyarete gelen karısı... Elbette kitapta bütün bu insanlar eşit miktarda yer almıyor, bazıları olayların akışına diğerlerinden daha fazla şey katıyor. Yine de her birinin romana farklı bir renk kattığını söyleyebilirim.
Kitap akıcı, mizah unsuru barındıran ve insana sayfaları istekle çevirtecek türden bir eserdi. Yazardan okuduğum ilk kitap, şu sıralar Türkçeye yeni çevrilmiş bir kitabına denk geldim, bunun dışında önceden yazdıklarına da merakım uyandı. Büyük şehir stresi, iş/okul/ev yaşantısının yükledikleri ve gündelik hayatın gerektirdiği sıkıcı her şeyden uzaklaşmak için güzel bir kaçış yolu olan bu kitabı ilgili herkese tavsiye ederim.
![]() |
| Fotoğraf şahsıma aittir. Lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız. |
İlk olarak kitabın baskısıyla ve fiziki özellikleriyle ilgili biraz bilgi vereyim. Elimde bulunan 7.baskı, Şubat 2018'de Yapı Kredi Yayınlarından çıktı. Kitap toplamda 116 sayfa ve türü roman. Kapak konuyu okuduğunuzda anlam kazanacak cinsten, ayrıca çok sade ve hoş. Göz yormadan ilgi çekici olabilen kapak tasarımları her zaman tercihim.
![]() |
| resim kaynağı: https://www.instagram.com/p/oknuX1BJp2/ |
Kitabı bir arkadaşımda gördüm ve tavsiyesiyle okuma kararı aldım. Konu ise şu şekilde: Romana ismini veren ana karakter Andreas Doppler, hayatı "başarı"larla dolu örnek bir Norveç vatandaşıdır. İyi bir işi, dekore edilmekte olan güzel bir evi, iki çocuğu ve eşiyle sağlıklı bir aile yaşantısı vardır: mutludur. Sözde mutlu. Hayatının her alanı başarılarla dolu, hatasız bir geçmişe sahip olan Doppler aslında mutlu olmaktan çok uzaktır. Doğduğu andan beri toplum onu, her şeyin "en iyi"sini yapmakla yükümlü kılmıştır ve o bundan artık sıkılmıştır. Bir gün ormanda bisiklet sürerken kötü bir şekilde düşer ve yerde uzandığı o kısa ancak değerli anlarda ihtiyacı olanın orman olduğuna karar verir. Sahip olduğu hemen her şeyi gerisinde bırakarak ormana yerleşir ve yaşadıkları kitaba konu olur.
Doppler, günlük hayatta vakit geçirmekten hoşlanmayacağım ancak okuması keyifli bir karakterdi. Sanırım bunun sebebi, özünde insanlardan ve tüm insani ilişkilerden nefret ediyor oluşu. Bu yönü onu hem ilgi çekici kılıyor hem de gerçek yaşantıda çevrenizde istemeyeceğiniz türden birine dönüştürüyor.
"Başını sallıyor. 'Ormanın sağı solu belli olmaz' diyor ben tam arabadan inerken, 'Dikkatli ol!'
'Yanılıyorsun, orman sakin ve dostanedir. Denizin sağı solu belli olmaz. Bir de dağın. Ama ormanın sağı solu bellidir ve başka her yerden daha az kafa karıştırır. Denize, doğaya ve insana hçbir şekilde güvenilmezken, yaşamını ormanın ellerine hiç tereddütsüz bırakabilirsin çünkü orman dinler ve anlar. Orman yıkmaz, yeniden kurar ve her şeyin büyümesine izin verir. Orman her şeyi anlar, her şeyi kucaklar' diyorum."
Sayfa 50
Daha çok İsveç, Norveç gibi refah düzeyi yüksek ülkelerde şahit olduğumuz hedefsizlikten kaynaklanan depresyon gibi içsel krizlerin bir örneğini Andreas Doppler'de görebiliyor muyuz? Ben biraz böyle düşünüyorum, bugün intihar oranlarının çok yüksek olduğu İskandinav ülkelerinde iklimden kaynaklanan ruhsal problemlerin yanı sıra insanların başarılabilecek her şeyi başarmış olması da bazı psikolojik sorunları tetikliyor. Karakterimiz bu açıdan uygun bir profil çiziyor: Meslek ve aile hayatı neredeyse kusursuz, bununsa onun için hiçbir anlamı yok. Bu nedenle yazarın doğup büyüdüğü coğrafyaya ait insan tipine uygun bir ana karakter geliştirmesi çok hoşuma gitti.
![]() |
| resim kaynağı: * |
Kapakta bulunan geyik resminin gizemi ise Andreas'ın ormana yerleştikten sonra sahip olduğu en iyi arkadaşın bir geyik yavrusu oluşu. Toplayıcılık faaliyetlerini durduran mevsim değişiminden dolayı avlanmak zorunda kalıyor ve yanında yavrusu bulunurken bir anne geyiği öldürüyor. Bu olaydan sonra yavru geyik onun peşini bırakmıyor, zamanla Andreas da onun varlığını benimsiyor. Ona Bongo ismini veriyor.
" 'İnsanların sorunu şu: Bir alanı doldurduktan sonra, artık insan diğerlerini görüyor, alanı değil. Büyük ve ıssız araziler, içlerinde bir ya da birkaç insan barındırıyorsa, büyük ve ıssız olmaktan çıkıyor. Bakışların neye dokunacağını insanlar tanımlıyor. İnsanların bakışları neredeyse her zaman diğerlerinin üzerinde. Böylelikle bu dünyada insanların, insan olmayanlardan daha önemli olduğu yanılsaması yaratılıyor. Irzına geçilmiş bir yanılsama. Belki de geyikler en önemlidir? Belki en iyisini siz biliyorsunuzdur ama çok sabırlısınızdır. Tabii bazı şüphelerim var, kim bilir? Ama yine de insanlar olamaz. Buna inanmayı reddediyorum' diyorum Bongo'ya."
Sayfa 102
Kitaptaki yan karakterlerden bahsedeyim biraz da. Çok kalabalık olmamakla birlikte çeşitli bir yan kadrosu var romanın. Hırsızlıkla geçinen ancak işinde prensipleri olan Demir Roger; eşinin vefatından sonra günlerini, hiç tanımadığı babasının ölüm anını maketlendirmekle geçiren Düsseldorf; Doppler'i orman sahibine bildirmekle tehdit ettikten sonra kendisi de ormana yerleşen "sağcı adam", Doppler'in Yüzüklerin Efendisi serisini saplantı haline getirmiş kızı; çizgi film saatinden kopamasa da onunla yaşamak isteyen küçük oğlu ve sırf cinsel ihtiyaçları için ziyarete gelen karısı... Elbette kitapta bütün bu insanlar eşit miktarda yer almıyor, bazıları olayların akışına diğerlerinden daha fazla şey katıyor. Yine de her birinin romana farklı bir renk kattığını söyleyebilirim.
![]() |
| Erlend Loe (resim kaynağı: **) |
Yorumumu okuduğunuz için teşekkürler. Önerileriniz var mı? Yazıyla ilgili hoşunuza giden/gitmeyen her şeyi yorum olarak yazabilirsiniz.💜
Görüşmek üzere!💫




Her kitabı böyle yorumlayacaksanız işimiz var hanımefendi, öğrenciyiz alamayız hepsini 🙆🏻
YanıtlaSilUtandım... Sen yeter ki iste, temin ederim😚
Sil